Saturday, June 9, 2007

Thomas Aquinas

Hayat insanın ders çalışamaması için elinden geleni yapıyo bence diye düşünürken aquinalı thomas yavaşça kapıyı vurdu. "Geeal" dedim, biraz çekinerek içeri girdi. Ortaçağda ruh ve beden ayrımı yaptığı için özür diledi benden. Bu yaptığının ne gibi sonuçlar doğurabileceğini düşünememiş. İstersen ödevi yapmana yardım edebilirim dedi. "Ya thomas git 4 tane sınavım var senle mi uğraşçam" diyerek azarladım, rahatladım. Ağlamaya başladı. Ağlayınca üzüldüm tabi çok. "Ağlama tomas bunlar sana komas" dedim. Biraz iğrenir gibi baktı bana, hemen konuyu değiştirdim. "Ödevi sonra yaparız önce benim bi kantı öğrenmem lazım, sen çalıştırır mısın"dedim. Valla ben ortaçağda olduğum için yenileri bilmiyorum ama biraz beklersen kendisini getirebilirim buraya dedi. "Yok istemez, beni kantla falan muhattap etme şimdi neyse gel bari skolastik ödevimi yapalım"dedim, bilgisayarın başına geçtim. Thomas kendisiyle ilgili ders notunu alıp yatağa uzandı. Amma dolambaçlı anlatmışım kendim bile anlamadım, en iyisi sen kendin yap bu ödevi ben hiç kafanı karıştırmiyim dedi. Sinirlenip aldım ders notunu elinden. Biraz sohbet etmeye çalıştım."Cehennem nasıldı tomas, ruh öldükten sonra anlama edimini gerçekleştirebiliyo muymuş bari" diyip güldüm. Tomas bu soruya cevap vermedi yine ağlamaklı oldu, ben yine üzüldüm, gittim saçını falan okşadım. "Üzülme ya sen de kendi çapında bişeyler yapmışsın" dedim, "Eminim yazdığın metinleri anlıyabilenler seni çok takdir etmişlerdir." Gerçekten anlıyan var mıdır diyerek umut dolu gözlerle baktı. "Vardır tabi olmaz mı" dedim, kendim bile inanmamıştım bu söylediğime. Cennete gidebilmem için metinlerimi birinin anladığını kanıtlamam lazımmış dedi, yere düşünceli bi bakış fırlattı. "Tamam üzülme, sen çık dolaş ben hallederim" dedim. Çocuklar gibi sevindi, zıplaya zıplaya dışarı çıktı. Ben de ders notunu alıp dikkatli bi şekilde okumaya başladım.