Friday, February 9, 2007

Eşyalar

bir gün şöle bi yazı yazıcam:
mereba burası begümün ilgi alanı. benin adım kitap. çoğunlukla geceleri talep oluyor bana uyumadan. ilgi alanı savaşlarında genelde yeniliyorum. eşit derecede ilgisizlik dönemlerinde pay kapmaya çalışıyorum ve genelde kapıyorum ama artık bir rakibim daha var. yan odada onunla da bir görüşmenizi tavsiye ederim.
mereba ben org. kitap beni rakip olarak gösterdiyse bu tamamen onun mütevaziliğindendir. ne de olsa ben burda yeniyim. bu hayatta yani; begüme ait olan. bi yandan da eskiyim aslında. yerim bile tam belli değil. zaten bana gece talep olmuyor, gündüz vardiyasındayım . piyasayı genelde bilgisayar tek eline almış durumda. her ne kadar begüm de onun dominasyonundan rahatsız olsa da yenemiyor mu, yenmek mi istemiyor, noluyor ben bilmiyorum. fazla bile konuştum aslında gerisini bilgisayar kendi anlatsın. ezici üstünlüğünün sırrını; bu hayata ne kadar irenç, zehirli bi düzen getirdiğini ve herşeyi nasıl çürüttüğünü anlatsın size. evet onu sevmiyoruz. bazı yönlerini diyelim ya da. ben org olarak müziği severim tabi. müziğe olan katkısı dışında sevmiyoruz onu.
mereba içerde bi süredir hakaret edip dışladığınız bilgisayar benim. evet begümün ilgi alanına damgamı vurdum. nie içerde beni çekiştiriyosunuz. sanki ben begümün yakasına mı yapışıyorum beni listelerde birinci yap die. bi çekiciliğimiz var ki sürekli benle ilgilenio. çekici olmak benim suçum mu? bu evdeki eşyaların kıskançlığından bıktım artık. alıcam başımı(monitör) gidicem buralardan diyorum ama hadi begümün hatrına duruyorum. bütün gün nefret dolu gözlerle beni süzüyolar. bu evde adaleti sağlayacak olan ben miyim? lütfen artık aramızdaki bu gizli çekişme bitsin barış ortamı gelsin. zaten zor olan bişeyi daha da zorlaştırmayalım. televizyon a niye hiç sataşmıosunuz. o da son günlerde bi artma yaşıyo. sırf benim alanımdan çalıyo diye dost oldunuz onunla. hepinizin tek düşmanı benim.
mereba ben televizyon. aslında bilgisayara bu kadar yüklenilmesine çok üzülüyorum. ben de insnaları esir ediyorum bazen ama suç bana ait olmuyor. ben işimi yapıyorum. içimde neler oldup bittiğini bile bilmiyorum duruyorum öylece. bilgisayarla aynı odada olmamıza ramen hatta birlikte çalıştırılmamıza rağmen hala iyi bir dostluk yakalıyamadık. nedense bu evdeki diğer bütün eşyalar gibi benim de onu sevmediğim ön yargısına sahip ama onu en iyi anlayan benim. bunları kendisine söylemek isterdim aslında... nasılsa bu yazıyı zaten bi şekilde o da okuycak, bütün bunlar onun içine yazılıyor. kendilik bilinci iyidir bilirim. farkındalık dedik mi akıllara hemen bilgisayar gelir. neyse açıkçası son günlerde bana gösterilen ilgiden memnunum ama bi yandan da kıllanmıyor değilim. sanki begüm geçmişte pek çok kez yaptığı gibi beni tekrar terkedecek die ödüm kopuyor. bazen öyle dönemler oluyor ki aylarca çalıştırmıyor beni.. gerçi benden korkuyor biliyorum. aslında o herşeyden korkuyo. acayip korkak birisi. benim için mücadele gerektiği için biraz da az talep ediyor. kanal sınırlaması var. yeterince iyi bi televizyon olamıyorum onun için. içerde şubelerim var oralara yolluyorum. orda da çamaşır engeli oluyor. salona çamaşır mı konurmuş. benim geleceğim pek parlak diil galba bu evde.

No comments: