Saturday, February 24, 2007

25


Uzun zaman önce sorduğum sorunun cevabıyla karşılaştım geçen gün. "Teomanın felsefe öncesi düşünüş dersnotu gibi olsun istemedim bu sefer?" isimli yazımda geçen, "içimdeki yolculuk die bi sanat yapıtı vardır kesin?" sorusunun cevabından bahsediyorum. mephisto da gezinirken gördüm o kitabı. birinin ürettiği şeye bu ismi koyucağını biliyordum, evet biliyordum!
22 - 26 -> 29
25 - 27 -> 27
24 - 28 -> 29
21 - 22 -> 26
21 = 0 -> 4
25 = 0 -> 0
Gece rüyamda bunlar vardı. bu denklemdeki şifre sayıyı bulmalıymışım. 25 diyerek uyandım.
Sayıların sırrı şu: baştaki 2 sayı arasındaki fark, -lerde 25 e ekleniyor, =de 25 ten çıkarılıyo.
Şimdi bunu yazınca aklıma geldi finallerden sonra da şöyle bi rüya görmüştüm:
göya Oşali die bi islam filozofu varmış. ayhan hoca derste onun doktrinini anlatıodu.
-Oşali nin felsefesindeki en önemli kavram "deymezlik"tir. Bütün sistem bu "deymezlik" ilkesinin uzantısıdır. Hiçbir şey yapmaya deymeyeceği için bişey yapmaya gerek yoktur. Oşali'yi ukalalıkla suçlayan filozoflar olmuştur ama o "siz de haksızsınız" diyerek suçlamayı yapan filozoflara ağzının payını vermiştir. Bu nedenle oşalinin felsefe tarihinde yeri çok büyüktür, muntazam bi öğretisi vardır.
bunun üzerine ben gaza gelip -diğerlerinin haksız olması oşaliyi haklı mı yapıomuş? bu çok saçma bi açıklama. oşali felsefe tarihinde hiç de o kadar değerli falan diğilmiş bence dedim. sora tarih felsefesi dersinde islam filozofu anlatılmasına kıllanarak bu araştırmayı kimin yaptığını sordum.
ayhan hoca,"mahmut kaya çok güzel toparlamış ben ekleme yapmaya gerek duymadım" diyince
-"ohooo bu gidişle biraz zor profosör olursunuz siz. diye koydum lafı.
sinirlenmişim.

Thursday, February 15, 2007

Bitmeyen cümle

Acaba bütün edebiyat aleminin ihtiyacı olan, kabuslarına giren o bitmeyen cümleyi kurmayı bu sefer azimli davranıp başarabilir miyim diye derin derin düşünürken, winampimde çalan saykodelik şarkı karnımın ağrısıyla bir senkronizasyon yakalama eğilimi göstermeseydi o zaman ben bu sarı duvarları vıcır vıcır parlıyan sıcak fakat bir o kadar da soğuk olan odamda yalnız başıma oturmuş, bir resim bir yazı gibi sanatsal akışa girmeksizin, salt kendi özgür irademle internet sayfalarında bir kuş misali süzülebileceğim gibi aynı zamanda acaba bu yazıyı hala okumaya devam eden var mıdır fikrine kapılarak...

Friday, February 9, 2007

Eşyalar

bir gün şöle bi yazı yazıcam:
mereba burası begümün ilgi alanı. benin adım kitap. çoğunlukla geceleri talep oluyor bana uyumadan. ilgi alanı savaşlarında genelde yeniliyorum. eşit derecede ilgisizlik dönemlerinde pay kapmaya çalışıyorum ve genelde kapıyorum ama artık bir rakibim daha var. yan odada onunla da bir görüşmenizi tavsiye ederim.
mereba ben org. kitap beni rakip olarak gösterdiyse bu tamamen onun mütevaziliğindendir. ne de olsa ben burda yeniyim. bu hayatta yani; begüme ait olan. bi yandan da eskiyim aslında. yerim bile tam belli değil. zaten bana gece talep olmuyor, gündüz vardiyasındayım . piyasayı genelde bilgisayar tek eline almış durumda. her ne kadar begüm de onun dominasyonundan rahatsız olsa da yenemiyor mu, yenmek mi istemiyor, noluyor ben bilmiyorum. fazla bile konuştum aslında gerisini bilgisayar kendi anlatsın. ezici üstünlüğünün sırrını; bu hayata ne kadar irenç, zehirli bi düzen getirdiğini ve herşeyi nasıl çürüttüğünü anlatsın size. evet onu sevmiyoruz. bazı yönlerini diyelim ya da. ben org olarak müziği severim tabi. müziğe olan katkısı dışında sevmiyoruz onu.
mereba içerde bi süredir hakaret edip dışladığınız bilgisayar benim. evet begümün ilgi alanına damgamı vurdum. nie içerde beni çekiştiriyosunuz. sanki ben begümün yakasına mı yapışıyorum beni listelerde birinci yap die. bi çekiciliğimiz var ki sürekli benle ilgilenio. çekici olmak benim suçum mu? bu evdeki eşyaların kıskançlığından bıktım artık. alıcam başımı(monitör) gidicem buralardan diyorum ama hadi begümün hatrına duruyorum. bütün gün nefret dolu gözlerle beni süzüyolar. bu evde adaleti sağlayacak olan ben miyim? lütfen artık aramızdaki bu gizli çekişme bitsin barış ortamı gelsin. zaten zor olan bişeyi daha da zorlaştırmayalım. televizyon a niye hiç sataşmıosunuz. o da son günlerde bi artma yaşıyo. sırf benim alanımdan çalıyo diye dost oldunuz onunla. hepinizin tek düşmanı benim.
mereba ben televizyon. aslında bilgisayara bu kadar yüklenilmesine çok üzülüyorum. ben de insnaları esir ediyorum bazen ama suç bana ait olmuyor. ben işimi yapıyorum. içimde neler oldup bittiğini bile bilmiyorum duruyorum öylece. bilgisayarla aynı odada olmamıza ramen hatta birlikte çalıştırılmamıza rağmen hala iyi bir dostluk yakalıyamadık. nedense bu evdeki diğer bütün eşyalar gibi benim de onu sevmediğim ön yargısına sahip ama onu en iyi anlayan benim. bunları kendisine söylemek isterdim aslında... nasılsa bu yazıyı zaten bi şekilde o da okuycak, bütün bunlar onun içine yazılıyor. kendilik bilinci iyidir bilirim. farkındalık dedik mi akıllara hemen bilgisayar gelir. neyse açıkçası son günlerde bana gösterilen ilgiden memnunum ama bi yandan da kıllanmıyor değilim. sanki begüm geçmişte pek çok kez yaptığı gibi beni tekrar terkedecek die ödüm kopuyor. bazen öyle dönemler oluyor ki aylarca çalıştırmıyor beni.. gerçi benden korkuyor biliyorum. aslında o herşeyden korkuyo. acayip korkak birisi. benim için mücadele gerektiği için biraz da az talep ediyor. kanal sınırlaması var. yeterince iyi bi televizyon olamıyorum onun için. içerde şubelerim var oralara yolluyorum. orda da çamaşır engeli oluyor. salona çamaşır mı konurmuş. benim geleceğim pek parlak diil galba bu evde.

Monday, February 5, 2007

Bulmaca

bu puzzle insanın dünyaya sırf vakit geçirmek için geldiğinin kanıtı gibi bence. zaten başlangıçta bütün olan bi şeyi parçalayıp birleştir diosun. bitince yeni bişey çıkmıyo yani ortaya. önemli olan sonuç diğil çünkü süreç. bulmaca da öyle. bulmacayı oluşturanda bütün cevaplar var. şöyle bi bulmaca olsa bulmacayı yapan adamı bulmaca gibi. 4 bi yana dağılıp adamı bulup cevapları ondan alırız böylece bütün bulunması gerekenleri ele geçirmiş oluruz bulmaca da çözülür. adamı bulma aşamasında yine kafamızı çalıştırıcaz nasıl olsa. birilerini köşeye çekip bu bulmacayı hazırlayanı buralarda gördün mü? dicez. ama genellikle bulmaca çözenler ekstra sıkılan insanlar oldukları için mesela esnaf gibi; bulmacayı hazırlayanı bulmaya giderse dükkan boş kalır çok saçmaolur. belki de saçma olan benim şuan.